Yar’e gitmek!

Yazdır
Mustafa ESTANİBugün oldukça duygu yüklüyüm, nedendir bilmem ama tarif edemeyeceğim kıpırtılar var içimde.
Sevinç mi, hüzün mü, acı mı, tatlı mı bir türlü anlayamadığım bir ruh hali var içimde.
İnsanlar, insanlar, insanlar!...
Beni bu hale getiren insanlar!...
Çevremdeki insanlar üzüyor, sevdiğim insanın da telefonu kapalı ulaşma imkanım yok.

“Sevdan ile düştüm yaban ellere,
Dalıp çıktım ateşlere küllere
Giyin de bir çarık gel ardım sıra
Dağlara, yollara, çöllere”

Dizeleri ile iyice kendimden geçmişim. Tek düşündüğüm yarim. O kadar kaptırmışım ki kendimi, parmaklarımın arasında yanan sigaranın parmaklarımı acıtmasını bile hissetmez olmuşum.
Seviyorum bu kadar ve daha fazla seviyorum ama nafile…
Ne ona sevgimi haykırabiliyorum, ne de görebiliyorum.
Yokluğu, hasreti belimi büktü iyice ama yine de onu seviyorum. Eskisi kadar aramıyorum bile onun yokluğuna o kadar alıştım ki, galiba yokluğunu da seviyorum onun.
O beni seviyor mu?
Ahh bir bilebilsem, bir emin olabilsem, onun benim sevdiğinden? Bırakın Roma’yı ben dünyayı bile yakarım. Sevda dedikleri işte böyle bir şey anlaşılan.
Burada kafama takılan esas mesele benim ona karşı olan sevgim mi, yoksa onu Yaratanı sevmemden kaynaklanan sevgim mi?
Bilemiyorum?

“Yaratılanı hoş gördük, Yaratandan ötürü” diyen Yunus’a mı sorsam acaba? Yoksa çöllerde gezen Mecnun’a mı? Dağı delen Ferhat’ta bilebilir mi acaba bendeki bu yürek yangınını?
“Cehennemde ateş yok, insanlar kendisi götürür ateşi” dedikleri bu olsa gerek. Bakıyorum çevremde yanan bir ateş yok ama benim benliğim sanki alev olmuş göğe doğru alev topu fışkırıyor.
Allah’ım nedir bu?
Bu nasıl bir ateştir ki beni bu hale getirdi?
Bu acı mıdır, ıstırap mıdır, sevinç midir?
Senin yolunda sana yaklaşmak mıdır?
Yoksa günahlarımın bu dünyada bana verdiği eziyet midir?
Buzdağlarını da üstüme yığsalar eriyip gider de yüreğimin ateşi yine sönmez, acılarım yine dinmez.
Acı mı?
Evet, çektiğim acı. Ateşin yanı sıra çektiğim acı da var içimde.
Ateş ve acı, kaplamış her bir yanımı.
Kurtulmak için çırpınıyorum ama nafile daha da beter batıyorum içine. Galiba en iyisi çırpınmamak, karşı koymamak.
Çırpınsam da çıkamıyorum ki, kurtulamıyorum ki bu acı ve ateşten. Daha çok acıtıyor sol yanımı, daha çok yakıyor.
Galiba en iyisi pes etmek.
Akıl plan yaparken, kader gülermiş misali, akıntıya kapılıp gitmek.
Önü olmayan birisinin sonu olur mu ki?
Sonbaharın son günlerinde açan güz gülleri ne kadar yaşar ki?
Yaşar mı yaşamaz mı bilemiyorum ama benim bildiğim bir şey varsa o da benim yavaş yavaş eriyişim, bitişim, tükenişim.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir , Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Bu Sayfayı Paylaş

Yorumlar 

 
#1 BERCESTE 23-07-2010 10:32
Bir insan bilemiyorsa ne istediğini hem seni ziyan eder hemde kendini. Dibini göremediğin suya dalmadığın gibi,sonunu bilmediğin sevgiye teslim etme kendini...Unutma ''Akıl Plan Yaparken Kader Gülermiş''
Alıntı | Yöneticiye Şikayet Et
 

Yorum ekle

Değerli Kahramankent.net okurları, yorumlarınız bizim için önemlidir.
Haberlere ve köşe yazılarına, yorumlarınızla katılmanızdan memnuniyet duyarız...
Yorum yaparken aşağıdaki hususlara lütfen dikkat ediniz.
• Yorumlardan yazarları sorumludur. Sitemiz okuyucu yorumları nedeniyle sorumlu tutulamaz.
• Yorumlar yönetici onaylıdır. Küfür, hakaret vs. içeren ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Gazeteler



Hava Durumu

KAHRAMANMARAŞ HAVA TAHMİNLERİ

Ziyaretçilerimiz

Bugün239
Dün375
Geçen Hafta3733
Geçen Ay19664

Şuan sitemizde bulunanlar: 4
Bugün, 06 Eylül 2010 Pazartesi