Bir gün duyacaksın gittiğimi; kırgınlıkların ve küskünlükleriyin üzerini kapatacak mı bir avuç toprak. Dudak büküşlerin, kırgınlık abidesi cümlelerin ve sonu gelmez sitemlerin arkasına konan bir nokta olacak ayrılığın acı sessizliği…
Bir gün duyacaksın gittiğimi; aynı hayat içinde yan yana ama aynı hayatı yaşamayı başaramayan iki obje olacak bedenlerimiz. Çığırtkanlığınla kuruyan dudaklarına değdiğinde ayrılık acısı, yakacak yüreğini keşke diyebilecek misin? Sıcak bedenlerde yaşayamadığımız sevgilerin yerini, ayrılığın soğukluğu saracak. Kızgınlığın hâkim olduğu dudaklarına, öfkenin mor halkaları eklenecek ve sessiz kalacak bütün cümleler.
Bir gün duyacaksın gittiğimi; ağlamaktan kangren olmuş gözlerin ebedi bir uykuya dalar ve çatılmaz olur kaşlar, bütün ifadeler söner yüzünde istesen de tebessüm edemezsin artık. Keşke diyebilecek misin?...
Bir gün duyacaksın gittiğimi; geçmişin anlamsızlığı, geleceğin de olmayışının acısını kanın donarak hissedecek ve son vereceksin bütün anlamsız kavgalara, gözlerin açık boş ve anlamsız bakacaksın bulutların da ötesine, gözlerinde ne öfke nede sevgi vardır artık. Anlamsızlığın da ötesinde, keşke diyebilecek misin…?
Keşkeler kaçınılmaz olur; yakalar seni öfke nöbetleri gibi?
Keşkeler kaçınılmaz olur; ağızdan çıkan sözler gibi?
Keşkeler kaçınılmaz olur; nefretin arkasından gelen pişmanlıklar gibi?
Bir gün duyacaksın gittiğimi, belki o gün bu gündür…
Tıpkı Abdul Kadir Geylani Hz. Dediği gibi, “Cananı, candan çok sevmektir; Aşk, Karlar altından terleyerek uyanmaktır; Aşk, birini kandırmak için değil ha, Bile, bile kanmaktır; Aşk…
Bir başka Andırın mektubunda görüşmek üzere.























Haberlere ve köşe yazılarına, yorumlarınızla katılmanızdan memnuniyet duyarız...
Yorum yaparken aşağıdaki hususlara lütfen dikkat ediniz.
• Yorumlardan yazarları sorumludur. Sitemiz okuyucu yorumları nedeniyle sorumlu tutulamaz.
• Yorumlar yönetici onaylıdır. Küfür, hakaret vs. içeren ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.